ABUKLAMA 1- Bu serinin amacı gülmeyeceğiniz komik yazılar sunmaktır.
1- Kulağımda eski zamanlardan bir parça tınlıyor: Adı Emrah. Bir Cem Karaca eseri. Fakat bu yazının konusu şarkının kendinde hiç geçmeyen, ama yine de şarkıya ismini veren Emrah değil. Benzeri bir biçimde, bu yazının konusunun sırf iki kaşından birini y=1/x grafiğine aşırı benzetebildiği ve aynı anda hem öksüz hem yetim hem zavallı hem de dünyanın en kötü insanlarının içine düşmüş inanılmaz müşkül durumların bedbahtı rolleriyle Anadolu stili vicdan mastürbasyonunun geç mimarlarından olduğu için köşe olan Küçük Emrah'la da bir alakası yok. Fakat keşke olsaydı, zira yazarken fark ettim fakat aslında baya baya büyük iş başarmış bu Emrah. Neyse, zaten bu ikisi dışında başka Emrah da tanımıyorum. Dolayısıyla ve özetle bu yazının HERHANGİ bir Emrah'la ya da genel olarak Emrah'lık müessesesiyle herhangi bir alakası bulunmamaktadır. Gerçek Emrah'larla benzerlikler sadece ve sadece rastlantıdır, ya da sizin bol Emrah içerikli sanrılarınız vardır.
O halde şu anda gözlerinizi bürüyen gizem ve merak perdesini aralamak adına nihayet bu yazının konusunu açıklıyorum, hem de çalıntı sözlerle. (Herhalde Feyyaz Yiğit alıntısıdır ama çok emin de değilim.) Konumuz -şayet aşırı basite indirgenmesine razı gelecek olursak- epistemolojik açıdan yalan, ontolojik açıdan insani, eğer siz sayın okurum (!) fütursuz bir avamsanız da sizin dilinizde anlaşılacağı haliyle gevezelik diyebilirim. Okursanız belki siz de diyebilirsiniz. Gerçi ne dediğiniz pek de fark etmez, etse bile beni ırgalamaz, zira ben ''özgürümsü'' düşüncenin henüz icat edilmediği bir zamandan geliyorum.
Madem lafı açıldı kendimi tanıtmama müsade buyurun lütfen. Aslında bir centilmen olarak adabı muaşeret uyarınca kendimi tanıtmakla başlamalıydım. Heyecanımın kusuruna bakmayın ne olur! O kadar zaman oldu ki gerçek bir insana rastlamayalı, aklımdan uçtuu gitti. Pardon, hemen geri dönüyorum konuya: ben, lambadaki o meşhur cinim. Hani şu biraz ovunca başını çıkaran, biraz daha ovunca şişeye geri giren cin var ya, ta kendisiyim. Peşinen söyleyeyim, merak etsen de etmesen de halet-i ruhiyemden de dem vuracağım: halim pek yaman be kuzum. Cin olmanın da kendi varoluşsal sorunları var sonuçta. Bu rezil rüsva Edison, post modern çorba ve siyasal İslam yüzünden pabucum dama atıldı. Bir insan bir cine dinine göre faşizm yapar mı lan ayrıca. Saçmalık. Neymiş efenim, Meriç'le Fırat arasındaki bütün cinliklerin ihalesini yandaşlarına vermişler. Ama belliydi böyle olacağı, insan da olsan cin de olsan iyi biri olmak çok zor, sırf hep onlar çarpıyor ben dilek gerçekleştiriyorum diye beni çarpamaz sanıyorlar. Sansınlar bakalım. Zaten eskisi gibi dilek de gerçekleştiremiyorum, en iyi günümde dilek taşeronuyum bile diyebilirim hatta. Amaan!
Sanırım başlıktaki iddiamı ispatladım. Bence komik bir şeylerden söz ediyorum. Sizden ricam eğer yazıma güldüyseniz bana haber edin de bir sonraki yazıya size söverek başlayayım. Sözlerimi tutmak konusunda hassasımdır. Yalan da söylerim bu arada. Örneğin, Emrah diye sözü geçen iki Emrah dışında bir Emrah'la tanışmıştım. Şampuan ve sabun hakkındaki fikirleri beni hala şaşırtır. Öyle işte. Kendinize cici bakın.
Yorumlar
Yorum Gönder