ABUKLAMA 3- Bu yazının hiç yazılmamış olmasını dilerdim.

     3- Tanrı'yla ilişkimin İbrahim Tatlıses'le yakından iniltili olduğunu ilk defa burada açıklıyorum. Tevhid inancını rüyamda Şems ve Mevlana'yı aynı anda ağırladığım gece terk ettim. Sonuçta bu iki adamı tek ve yek bir irade yaratmış olsaydı herhalde onların ihtiyaçlarına yetecek birtakım uzamsal, kuramsal ve cinsel ayarlamaları yapmayı da göz ardı etmezdi. Tevhid çürüyünce, dyadlar ise bir kavram olarak bana çok mesafeli davrandıklarından yüzümü sonraki en küçük rakam olan teslise çevirdim. Baba, oğul ve İbo'dan oluşan bir teslise. Anlaşmamız basitti: Oğul olan ben kendimi yetim gibi hissettiğimden arada bir babamdan beni şımartmasını isteyecektim, İbo da benim bu dualarımın elçisi olacaktı. Şimdi detayına pek giremeyeceğim bir dua ettim bir keresinde fakat İbo bunu babama ileteceği yerde Şemmamme söylemeye başladığı için dilekçeme gelen cevap da aşağı yukarı şöyle oldu: Boş ver be gitsin Allah büyük/ Her acının bir ahı vardır/ Bir of çekersin biter her şey/ Of of of of. İnanamadım, ne yapacağımı bilemedim, bu ne lan! Sonuç olarak duam kabul olmayınca ben de ateist oldum. Zaten babamın arada bir beni görmek istemesinin yegane sebebi seküler bir vefa duygusuydu; sevgi, aşk, rahmet faso fiso değildi. Sokağa attığını yaşıyor mu diye kontrol edecek kadar vicdanlı birisi olduğuna inanmıştı sadece. Taptığınız şeylerin size seküler gözlüklerle bakması katlanılmazdır. Bu yüzden Tanrı öldü, babam öldü ve onu ben öldürdüm. Ancak böyle benden adam olacağına inanıyorum.

    İbo'yu severdim. Çok sevdiklerimle gülünç bir kontrast oluşturduğunu düşündüğüm için severdim onu. Bu son yaptığından sonra ona güvenim zedelendi, üstelik artık o bahsettiğim gülünç kontrast da flulaştı. İbo'yu sevmeye devam edemem muhtemelen.

    Ama başak burçlarını severim. Onlar İbo gibi yalan söylemezler, size duyarsız da kalmazlar. Aslında hayatta tek gayeleri vardır: Ekmek olmak. Şöyle sıcak sıcak, ağzınızı sulandıracak, lokmaları dilinizin her kıvrımında dağılıp lezzet partikülleriyle size bir şölen çekecek, doyurucu birer ekmek. Hamuruna göre esmer olur beyaz olur hiç fark etmez, burada mesele mayasının iyi olmasıdır. Ayrıca iyi bir ustanın elinde yoğrulup fırınlanması, fırından da zamanında çıkarılması çok önemlidir. İyi malzeme kötü usta elinizde tek kalanın kapkara bir tortu olması ile sonuçlanabilir. Fakat bunların hepsi ekmeğin kime satıldığıyla kıyaslandığında önemsiz sayılabilecek detaylardır. Her yıl yüzbinlerce ton ekmek maalesef kendini çöpte buluyor. İyi bir ekmeğin çöpe atılması kadar kalbimi yaralayan bir şey yok, hele de ekmek olmak için binbir çaba gösteren başakları düşündükçe içim parçalanıyor. Veda etmeden önce eski bir tapınak duvarında yazan bu kadim şiiri duygularıma tercüman olması maksadıyla siz kıymetli okuyucumla paylaşıyorum, umarım bir nebze olsa demek istediğimi anlarsınız. Hoccakalın.

bir tava ekmek gibiyim

yani sanki versen küreği 

okşasan hamuru 

tadına varacak gibiyim


hatta belki fırın gibiyim

atsan odunu 

versen coşkuyu

cayır cayır yanacak gibiyim


ya da en iyisi ben fırıncı olayım

sen ekmek ol

sana küreği vereyim

tadına beraber varalım

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

3 orta boy domates

2 Yemek Kaşığı Sıvı Yağ

afterlife