DERİN İŞLER 2- Bu sefer biraz mantıklı konuşabilirim.
2- Adını hatırlamadığım ama ilk bölümünde Amerikan başkanının domuz siktiği distopik Netflix dizisinin uzayda geçen bölümü, Nietzsche, hermit episodumun hile yapmadığım ilk gecesi, birkaç bir şey daha. Bir tür düşünce zelzelesi. Eskiler "Boğaz için yaşıyor." derler ya, ne kadar haklı olduklarını fark ettim.
Muhtemelen acıkmak, susamak, azmak ya da işte içimizdeki hayvanın yapmamız için bizleri dürttüğü bilumum hastalıklı zaruriyetler sadece yapılmalarıyla değil var olmalarıyla bile bizleri hayatta tutuyorlar. Daha derli toplu ifade etmek gerekirse evet, yaşamak için örneğin yemek yemeye ihtiyaç duyuyoruz fakat aynı zamanda yemek yemeye ihtiyaç duyduğumuz için intihar etmiyoruz. Açayım, acıkınca yemek yemek bilincin üstünde -ya da nereden baktığınıza göre- altında bir davranış, hayatı pekiştiren bir tür içgüdü. Bilinçli olarak yemek yemiyoruz hatta aksine yemek yememek bilinci zorlar. Yediğiniz her öğün kendinizi yaşamak istediğiniz yönünde kandırmanıza yarayan bir done. Zaten sanırım kimse mecbur kalmadıkça aç karnına intihar etmek istemez. Bu yüzden bazılarımız primitif hayata özlem duyuyor, bu yüzden aristokratlar melankolikler, bu yüzden bir fırıncının depresyona girmeye; abartırsak ölmeye vakti yok.
Ve Nietzsche, dekadans. Neden oruç tutulur, ya da neden bu keşişlerin dağa çıkıp kendilerini kadınlardan, alkolden, yeme içmeden, modadan ve post modern zırvalardan soyutlamaları? Din gizliden gizliye sizi hayatta tutmaya çalışır ama yaşatmak gibi bir gayesi yoktur. Yaşam öte dünyada tüm sonsuzluğu ve nimetleriyle önünüze serilecektir zaten. Ahiret inancı inanıldığı taktirde bu dünyada cozutmamak için geçerli bir argüman olabilir fakat pekiştirilmesi gerekir. Zira mantıklı argümanlar avamı ikna etmez. Oruç gibi mahrumiyet egzersizleri savunulduğunun aksine sizi sadece o nimetlerin kıymetini bilmeye, ne bileyim işte yoksulun halinden anlamaya sürüklemez: Bir komponent daha vardır. Oruç tutarak aynı zamanda yemek yemeden de, ızdıraba rağmen, var olabileceğinizi kendinize ispatlarsınız. Bir bağlamda bu dünyadan koparsınız. Acı sizi Tanrı'ya yaklaştırır, hayattan uzaklaştırmak pahasına. Nietzsche haklıdır, bu bir dekadanstır.
Yani kebap caiz midir hocam! Ne bileyim ben caiz mi. Bildiğim bir şey varsa o da şu: her şey çok kötüyken ve tam da sizi yataktan hiçbir şeyin kaldıramayacağını düşünürken guruldayan mideniz sizinle konuşmaya başlayabilir:
— Kalk ve yumurta yap!
Yorumlar
Yorum Gönder