Kayıtlar

Aralık, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ABUKLAMA 10- Çok beklenen yeni yıl mesajı.

      10- Çok beklenmeyen yeni yıl mesajı: Maalesef Yeni Rakı yeni bir yaşama açılan kapıyı aralamaya çoğunlukla yetmiyor. Blog yazmak da yetmiyor. Hatta inanır mısınız, bumbar yemek bile yaşamınızı kökten değiştirmeye gebe bir deneyim değil. Ya da ilk sefer haricinde değil. Sanırım kaşarlaşmak deyimi sadece ilişkiler için geçerli değil: Her şeyin kaşarı olabilirsiniz, bumbarın bile. Bu yazının yazılma amacı zahmet edip okuyan herkese esenlikler dilemek ve 2024'ten beklentilerimi açıklamak. Esenliğe dair bir emare görürseniz lütfen bana da bildirin.     2024 yılında bir işporta tezgahında ruhumu satılığa çıkarıyorum. Var mı alan! Şefkatli yanım soğanın cücüğü gibidir, dış tabakaları tuzlamadan yiyemezsiniz. Bilgisayarın başına otururken bu sefer ciddi bir şeyler yazacağım demiştim. Pek de iyi gitmiyorum. Neyse. Satılık Bora var. Sokak sokak gezdireceğim o Bora'yı; yağmur, çamur, tipi, asteroid falan hiç fark etmez tezgahımı sokabildiğim her yerde bağıra çağıra s...

ABUKLAMA 9- Ikın ıkın çıkacak.

      9- Sonunda bu karanlık ve trajikomik zihnimi kamusal alana açtığım için Ygdrassil'e kaçak kat çıkan şeytan gibi hissediyorum kendimi. İnanman böyle şeylere guzum! Ama gel gör ki hayat ağacı gerçekten varsa 13. katında da kesinlikle böyle saçmalayıp kafa ütüleyecek birilerini görürsünüz. Üstelik oraya rastlantı eseri değil günahlarının cezasını çekmek için bile isteye yollanmıştır. Aynı fil yutan kobra gibi, yani sadece basit bir perspektif meselesi. Ey benim 3 milyon yıllık genetik mirasım, ben bu hallere düşene kadar neredeydin! Bu genomla yıllardır nasıl ürediniz oğlum siz? Bu işte bir iş var. Hani bazen bir halt yemeden önce tüyleriniz kabarır, cıyaklarsınız ve birileri "Bak birader yapma böyle şeyler." der ya bende bu süreç evinin salonunda Bomonti içerken kendi kendine 5 kişi tek kale maç yapan Behzat amirim gibi işliyor. Yani saçmalamanın kitabı yazılacak olsa editöryel kaygılardan dolayı sittin sene yazamazdım ben o kitabı. Ben demokrasiye inanmıyorum, neye i...

ABUKLAMA 8- Rambo ve Oblomov'un dramı.

      8- Rambo'nun Vietnam Savaşı boyunca don giymediğine yemin edebilirim, ama ispatlayamam. Zira giyseydi eğer ter, çamur ve sidikten sırılsıklam olacak iç çamaşırları pişiklere hatta ve hatta birtakım enfeksiyonlara yol açabilirdi. Amerikalıların da standart kumanyalarına Hametan koyduklarını çok zannetmiyorum. Zaten bedeni konusunda oldukça liberal davranan komandomuzun da böyle bir endişesi olmazdı gibi geliyor. Fakat Rambo'nun iç çamaşırı politikasından daha çok canımı sıkan şeyler var filme dair. Bence her savaş filmi -Rambo'nun aksine ölümsüz herif ta ta ta ta ta- sembolik de olsa bir ölümle son bulmalı. Onca kan, vahşetin vardığı nokta bir bayrak, havalı bir fon müziği ve haddinden fazla nama nail olmuş kahramanımızın muzaffer edasıyla ufuğu süzmesi olmamalıydı: olayın anlam ve önemine aykırı. Savaş bu Borusan reklamı değil ki. Yere düşen mermi kovanlarının haddi hesabı yok, ne bileyim garip işte. Velhasılı Rambo ölmedi, kalbimizde yaşıyor ama keşke ölseydi. ...

DERİN İŞLER 5- Hayır ölmedim, müzik dinliyordum.

      4- Da ra ra ra da ra ram da ra ra ra da ra ram da ra ra ra raaam da ra ra ra ra ra ra ram. George Michael- Azer Bülbül başaramadım remix tadında bir günün sonuna geldim. Kitaplar, sigaralar, dingiliz bir barista, efsanevi saka kraliçesi Corc Uyar ve çok kısık sesle mırıldanılan yüzyıllık bir beste. Evet, ben hep iyi başlayıp sonra sıçarım ve bu yazının genel kompozisyonu da böyle olacak: sanki daha önce her yazdığıma pişman olmamışım gibi. Ama hissediyorum ilhamın geldiğini, üstelik bir sanatçı bile değilim. Dolayısı ile sanat falan yapmıyorum, sadece haykırmak istiyorum ama duyulmayacağını biliyorum: zira güzel kızlar artık brutal metal dinlemiyorlar.     Her insanın bir sanat eseri olduğunu düşünmesem de -bazıları patlak bir kondomdan ibaret- insanların genel olarak Türk Sanat Müziği bestelerine benzetilebileceğini düşünüyorum. Herkesin bir makamı var. Örneğin o hepimizin bildiği Hababam Sınıfı'nın fon müziği aslında nihavend (sanırım) makamındadır. Çalı...