ABUKLAMA 11- ?
11- Kimsenin umursamadığı, hiçbir şehrin imkansız beldesinde; nüfusu üç domuzcuk ve babamın saçları gibi tek tük çimenlerden ibaret garabet bir köy varmış. Bu köyde gökyüzü gündüzleri mor, geceleri sarı görünürmüş. Yıldızlar ise siyahlarmış ve bu yüzden (domuzcuklardan biri yıldız falı bakabiliyor) onlara bakılarak öngörülen her kehanet lanetlenmeyle sonuçlanmak zorundaymış. Köyün güneybatı istikametinde dibini asla göremeyeceğiniz şekilde çamurlu fakat hudutlarını ancak ufkun çizebildiği bir gölet; kuzey istikametinde de çok uzaktan baksanız küp şekere benzetebileceğiniz, sanki Tanrı'nın eliyle yerleştirdiği bir dağ varmış. Bu dağın hangi madenden oluştuğunu bugün için kimse bilmiyor, zaten anlatacağım hikaye de fi tarihinde geçiyor ve çoktan unutulmuş. Fakat Tanrı bir yere bir dağ koyarsa bunda her zaman bir keramet vardır sayın okuyucu. Lütfen unutmayın.
Yıldızlar bizim üç küçük domuzcuğa kışın yaklaştığını fısıldamışlar. Yakında Şekerdağı'nın arkasından esen ayazın onları donduracağından haber vermişler. Bizim domuzcuklar da kendilerince çözümler aramak peşine düşmüşler:
Birinci domuz Hans kendisine balçık ve sıvadan bir ev yapmaya karar vermiş. Henüz hala yazken toprakları pişirmeye girişirse kışa kadar yeterince tuğla ve kiremiti olacağını hesap etmiş.
İkinci domuz Toni kendisine dağın taşlarından bir ev yapmaya karar vermiş. Henüz hala yazken kayaları yontmaya başlarsa kışa kadar evi tamamlayabileceğini hesap etmiş.
Üçüncü domuz Coni ise köyün çimeninden azar azar aşırıp kenara atarsa kışın gölün donacağını ve elindeki erzakla donacağını tahmin ettiği gölü aşabileceğini düşünmüş.
Sıkıldığım için çok detayına girmeyeceğim ama meğer Toni'nin taş için kazdığı dağ Tanrı'nın eviymiş. Tanrı Toni'ye bir koymuş Toni ölmüş. Havada cansız süzülen bedeni donmuş gölette daha bi iki adım atmış olan Coni'ye çarpmış ve dolayısı ile buz kırılınca Coni de boğularak hayata veda etmiş. Hans da bütün bu olanlara çok içerleyip kafasına sıkmış.
SON.
Yorumlar
Yorum Gönder