DERİN İŞLER 7- Sırf ibneliğine.
41,5- Salak salak oturup Youtube boşu atarken karşıma Zeki Demirkumbuz'un uykusuz insanlar hakkında bir söyleşi esnasında attığı bir monolog çıktı. Hepimizin bildiği, düşünen insanın rahatsız edici düşündürücülüğü üzerine bir geyikti. Çok düşünen ve düşündüren bir insan olduğum iddiasında değilim artık, belki kimileri için sadece rahatsız ediciyimdir. Gerçi çok mantıklı lan, sırf ibnelik olsun diye uyumayıp bunu yazıyorum sonuçta.
Kötü ama gerçek kötü insanlara bir saygı duyabileceğimi fark ettim ben bugün. Yazının geri kalanında da gerçek kötü diye tabir edeceğim bu kötüler zümresi bile isteye, bilinçli bir biçimde, sebep ve sonuçlarının farkında fakat tepkisel olmaksızın, kendilerini kandırmadan açık açık kötü olmayı seçen kişiler. Böyle insanların tutumunda bir soyluluk seziyorum. Sanki bana "Bak bilader, ben götün biriyim. Sen de götün birisin bunu kabul etsen de etmesen de. Sen hiç aldatma olmayan ilişki gördün mü, sen hiç karınca yuvasını suyla alaşağı etmemiş bir çocuk tanıdın mı, elinde güç olsa yeryüzünün yarısını beyaz fosforla marine etmeyecek gibi göründüğünü mü sanıyorsun? Ben en azından kendime dürüst davranıyorum. Üstelik eğer bir gün kötülüğü aşacaksak önce bunu yaşayıp sindirmemiz icap etmez mi? Sen kötücüllüğünü bastırdığını sanarak benden daha aşağılık davranıyorsun." der gibiler. Bunu Doctor Who'nun baş kötüsü ve Dalek'lerin mucidi de böyle söylemişti, yeraltı insanı da. Masaya oturmadan birkaç örnek daha vardı aklımda, unuttum. Zaten sıkılırsam salak bir hikaye uydurup ondan da sıkılınca abes bir sona bağlayacağım. Aslında şu an amacım sorumluluklarımdan kaçmak için kullanabileceğim uğraşılar bulmak. Anlam bulabileceğimi artık sanmıyorum.
Neyse velhasılı bahsettiğim kötülerle cahilleri ayırmak lazım. Cahiller benim asıl iğrendiklerim. Neyi neden yaptığını, neye ne şekilde yol açtığını bilmeksizin yaşayıp giden, kuzu sürüsünde kurt kürkü giyen sürü insanı kuzular beni iğrendiriyor. İyi ve kötü konseptlerine aşina olamayacak kadar ahmak ve bu kelimeleri sadece ezberden zikrederken bile hayatla bağlantılarını kuramayacak kadar delüzyonel insanlardan bahsediyorum. Eğer örneğin biri bir gün beni öldürecekse o kişinin kendini nasıl hissettiğinden bağımsız olarak "Lan ben rezil bir insanım." diye düşünmesini "Yakın lan kafirleri!" diyen bir cihatçı olmasına yeğlerim. Sonra isterse gelsin mezarıma tükürsün isterse gelsin ortasına sıçsın.
Fakat kendimi uyumsuz hissettiğim doğru. Ne yazık. Kaba sabalık mı acaba problemim. Bir İspanyol kerhanesindeki çingene fahişe miyim ki ben? Fahişe miyim lan ben? Birçok anlamda verdiğim, verilen tavizlerden söz etmiyorum sadece: herkes taviz verir ve bu anlamda hepimiz orospuyuz illa olacaksak. Fakat geçtiğimiz senenin deneyimleri benden güzel ve kutsal olanın algısını aldı. Elbette mutlu oluyor, heyecan yaşıyorum zaman zaman. Ama bazı duygularımın kirlendiğini de göz ardı edemem. İstemekten hiç utanmadım fakat artık istediğim şeylerin "insanlık hali" olması, "atla deve" olmaması onları götüme çalmamama sebep olmuş olabilir. Götüme çalmak tabirini kullanırken mesela düşündüm bunu yazsam mı diye. Utanç mı verici ya da ayıp mı açık saçık konuşmak? Değil, olmamalı. Sanki ben bunu cinsel özgürlük aktivisti olarak yapıyorum. Canım böyle istiyor da ondan yapıyorum. Üslup tartışmaları bu yüzden olması gereken paradigmadan sapıyor bence. Evet elbette üslup önemli, fakat üslup hangi kelimeleri seçtiğimizin ötesinde bir mesele, ancak bir parçası belki olabilir kelime seçimi. Şahsen sevgi dolu bir "Götünü skm."i ciltler dolusu riyakar methiyelere tercih ederim. Zaten çok seçme hakkım da yok, elimdekiyle yetiniyorum. Bir noktada belki de yalan söyledim: Derin bir umutsuzluk da olabilir istediğim şeyleri böyle aşağılamam. Evet yetersizlik, yetememe hissi hayatımdaki temalardan biri. Çok farklı insanlar tarafından çok farklı biçimlerde tanındım. Ama bu sanmıyorum ki benim herkese farklı olmam gibi bir durumla ilişkili. Herkese herkesten daha farklı değilim. Bence onlar farklı derecelerde tanımak istedikleri için böyle.
Sonuç olarak bitkin hissediyorum. Şu anki hayatım beni tatmin etmiyor, gelecekteki de etmeyecek. Ama bi gün bi şey yazıcam bu bloga, hepinizi gülmekten kırıcam oğlum. Lan hakikaten yine kafama takıldı, ben böyleysem kime niye batıyor ki? Bu şuna benziyor: diyelim ki basurum var ve ben ortalıkta basurum var diyerek geziniyorum. Basurdan iğrenmenizi anlıyorum ama basurum olması beni iğrenç kılmaz ki. Yüzüme bakıyorsun götüme değil. Basurum var demek de iğrenç olmamalı, hatta bakkala bile söyleyebilmeliyim basurum diye. Göt benimse basurum dememe neden tepkilisin ki ey vatandaş? "İnsanlık hali" değil mi, sen de bir annenin evladı değil misin, senin kalbin yok mu, senin anüsün yok mu?
Yorumlar
Yorum Gönder