DERİN İŞLER 7- Orijinal değil ama otantik.

 7- Kaybettiklerimizi anıyorum bir bar taburesinde. Ve hiçbir yazılan bir anlam ifade etmiyor eğer mürekkepi kalpten damlamadıysa. Meğer ne kadar zaman çarçur ediyoruz yaşamayarak. Sadece yaşarken an-lıyorum. Neşe sahte, neşe kirli, zahiri. Olumsuzlamadan anlamıyoruz gerçekleri, yani anlamıyorum. Anlamıyorum! Ölürken anlaşıldığı söyleniyor yaşamın kıymetinin, sevgininse kaybedince. Klişelerin kıymeti ise başa gelince anlanıyor. Sanki 5 metrede bir aynı trafik levhasını koymuşlar gibi. Demem o ki sık gördüklerimize uyuşuyoruz. Unutmadan yapamıyoruz.


Organlarımızın duyguları olduğunu düşünsenize bir. "Ne yani, bu ibne patlamasın diye sıçmak zorunda mıyım ben?". Sanki dünyayı kurtaracağım. Zaten kurtarsam ne olur, insanın kendini imha etmensinin bir yolu yine icat olunur. Toplumsal tespit ve eleştiriler... Büyük resmi gördünüz değil mi? Ben gördüm çünkü.

"Palavra" İspanyolca "Laf" demek. Bu da barın camında gördüğüm devasa karafatma silueti gibi palavra. Bu dahil bütün toplumsal eleştiriler, büyük resmi görmeler falan hepsi, hepsi palavra. Bu tespiti yapmak da palavra. Sormazlar mı adama: Lan pezevenk sen küçük resmi gördün mü ki büyüğe yelteniyorsun? Görmedim. Lafı dolandırıyorum kendime itiraf edemediklerimi ertelemek için. Kaçışı yakaladınız mı? Bir psikiyatr olsa bunun üzerine kesinlikle dosyamın üzerine "dirençli vaka" kaşesini vurmuştu. Şu adelelere bakın hele. Bu da palavra.

Bu blogun adı "Muhtemel Tez Konusu". Bu blogu vakti gelince bir ruh sağlığı profesyoneline gösterip bendeki sorunun ne olduğunu sormak üzere tutuyorum. Bu da palavra. Çok komik ulan. Böyle ruhsal muayene yapıldığı nerede görülmüş? Belki ancak intihar notları falan bu gözle okunuyordur. Bu bir intihar notu değil ki. Ama ben çok özel bir hastayım, çok özel bir hasta olacağım. Buna İHTİYACIM VAR.

Ben bugün Selin'i düşündüm. Ahmet'i değil, Mehmet'i değil, Veli'yi hiç değil: Ben bugün Selin'i düşündüm. Burayı okumayacağını düşündüğüm için de epey rahatım. Zaten burayı okuma ihtimali olanlar içinde de sadece bir kişi onu tanıyor. O puşt da rica ediyorum çenesini kapalı tutsun. Gerçi sadece onu düşünmedim, ama o isimleri saymayacağım. Allah muhafaza... Bana bunu dedirttiniz ya!

Selin'e gidişimin koyduğunu hayal ettim. Dedim ya özel hissetmeye ihtiyacım var diye. İşte özel olduğum için gidişimin ona koyduğunu düşündüm. Beni özlemişti, birbirimize itiraf ediyorduk hislerimizi. Zaten olmamıştı, yine olamıyordu. "Bu bara yalnız gelmek de, eve yalnız dönmek de koyuyor artık bana." demiştim. İnanmıştı. Bir arkadaşlığa ihanet ettiğimi düşünmüştüm. Ettim de zaten, ama sağduyu ile bakınca ne fark eder ki. Hayal sonuçta, gerçek değil. Neyse o da bana "Evet koydu." dedi, baya baya "Amıma koydu.". Dedim ki ben de "Ya böyle koymak istemezdim amına. Öbür türlü koysam ödeşir miyiz?". Cıvıdım iyice.

Ben sadece insanlarda "İyi bir anı" olarak kalmak istemiştim. Ne kadar da incelikli bir meşrulaştırma! Neden öyle? Çünkü öncelikle benim arzularımın benim için iyi anı olmaktan öte karşıdaki kişiler için de "iyi anı" olması ön koşulunu öne sürüyor. Ve hemen akabinde biteceğini, yani gideceğimi ima ediyor. Ben o bara artık gitmiyorum. Ben o bardan gittim. Kimse gelmediği için gittim. Biri gelseydi de giderdim. Hayalimdeki Selin bana bu yüzden "şerefsiz" dedi. Ona bu tanımın hiç sofistike olmadığını ve bana "haysiyet yoksunu" demesinin daha doğru olacağını belirttim.

Ama yine de keşke sevişseydik demeden edemedim. Aklımda canlanmadı tabi seviştiğimiz sahneler. Onun hayali bile bir giz perdesi ardında saklı. Keşke sevişseydik dedim sadece. Sonra sabah uyansaydık, seni öpseydim, sonra siktir olup gitseydim. Ah pardon, ölseydim demek istemiştim. Ölseydim ve ardımdan yasımı tutsaydın. Ölmezsem tutamazsın çünkü. Çünkü ben o kadar da özel değilim. Ama ölürsem yasımı tutacağın kadar özelim. Böylece hem egom tatmin olurdu hem de...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

3 orta boy domates

2 Yemek Kaşığı Sıvı Yağ

afterlife