ABUKLAMA- 23th Anniversary Special Edition- Boraktüel
Eski insanlar dumanla haberleşiyorlarmış. Esasında bu yazıyı yazasım hiç yok fakat ne yazık ki kalbimdeki yangının dumanlarını görmen mümkün olmadığı için belki açar okursun umuduyla buraya yazıyorum. Oha, çok dramatik oldu. Gerçi seversin sen dramatik şeyleri.
O halde lafa geleneksel bir halk deyişiyle girmeyi deneyeyim: Tay sikildiği çayırı özlermiş. Gerçi bu laf da çok sıkıntılı. Hem pedofili hem de içinde zoofili unsurlar barındırıyor. Bunu da söyleyemem o halde. Nasıl gireceğim yahu ben lafa! "Özledim." desem? Çok banal. Üstelik bu konuda ne yapabilirsin ki? Beni tekrar sevecek halin yok ya.
İçimde sana yazılmış bir aşk şiiri var. Yalnızca ağlamaktan yosun tutmuş gözlerimdeki yeşile bakınca anlayabileceğin bir şiir. Yalan söyledim. Ben hiç ağlamadım. Ayrıca senin gözlerinde yeşil yok. Sana, hiç yalan söylemedim.
Velhasılı saat 12'yi geçtiğine göre artık 23 yaşındayım. Telefonumun şarjı da yüzde 23. "Siempre me quedará" diye bir şarkı dinliyorum. Çok güzel bir şarkıymış. Sen gittikten sonra İspanyolca öğrenmeye başladım. Çok fena gitmiyor, öğrenilir yani. Fakat şöyle bir sıkıntı hasıl oldu: Öğrenmek için bu dile maruz kalmam gerekiyor. Ve "Ne diyor lan bu?" diye açıp baktığım her şarkı sözünde aklıma sen geliyorsun. Romantik anlamda yakınlaştığım her kadına dair aklıma kodlanmış spesifik bir şarkı vardı. O şarkıları duydukça anardım ilgili kişiyi zira bir zamanlar sevdiğim bir insanı unutmak, ya da unutmaya çalışmak haksızlık gibi gelirdi. Şimdi anlıyorum ki bu yöntem çok ayarındaymış. Birisine koca bir lisan atfedince başına bela olabiliyormuş. Üstelik şarkın değil şarkıların var ve hiç susmuyorlar.
Sen gittikten sonra başladım bu dili öğrenmeye. Ve başlarken kendime dedim ki: Sen hayatını değiştirebilecek bu kararı sırf sırtını yaslayabileceğin bir kadın vardı diye mi aldın? Biraz adam ol, güçlü ol, kendi kararlarını al ve uygula. Freud her şey değil ve dünya senin libidonla açıklanamaz. Kendimi kandırmışım. Şimdi görüyorum ki bu dili öğrenmekle ben sana ibadet ediyorum. İbadet. Çok doğru bir kelime seçimi oldu bu. Sana sağır kulakların hoşuna gitsin diye yapılan bir takım sistematik eylemler. Yani incelikle rasyonalize ettiğim İspanyolca öğrenme serüvenim.
JAJAJAJAJA. Okumayacaksın değil mi bunları? "Anoranza" ile başlayıp "olvidar" ile bitemeyen bu satırları okumayacaksın hiç! Bana yeryüzündeki 23. yılımın en büyük hediyesi. Bugün benim doğum günüm ama konu her günkü gibi sensin. Ve ben "Seni seviyorum." demek için İspanyolca doğru kelimeleri bulamıyorum. Bana Tanrı olmadığımı, zayıf olabileceğimi söylemiştin. Hatırlıyor musun? Genelde böyle oluyor sanırım. Önce kırılgan olmak romantize ediliyor, sonra zaaflar ortaya serilince büyü bozuluyor.
Hakkını yemeyeyim, çok güzeldin. Sadece biraz kırgınım. Eğer hala hatırlıyorsan sen de bana biraz kırgınsındır. Özür dilerim. Hiç okumayacağın, okusaydın bile belki umrunda olmayacak ve sana asla borçlu olmadığım halde, özür dilerim. Geçen kuzenimle konuşuyorduk, ona İspanya'ya gelip kapını çalma hayallerimden bahsettim. Hani olmaz da, olsa ne güzel olur dedim. Kapıyı elinde çocukla açarsa şaşırma dedi. YUH. "Hayvan herif o öyle mi denir!" diyemedim. Ya da dedim, hatırlamıyorum. Biraz tramvatikti, o anlamsız derecede arabesk anı mümkün olduğunca hafızamdan sildim.
Ya sikerler söyleyeceğim. Seni delicesine özledim. Resmen burnumda tütüyorsun. Üstelik çok da sinirliyim. Ne hakkın vardı kendini benden almaya! Şakaya da vursam, dalga da geçsem, kendimi işe güce de versem hep kafamın bir köşesinde eski bir kaset gibi oynayıp duruyorsun. Benimle oynuyorsun. Olmayışınla, olmayarak acı çektiriyorsun bana. Bir merhaba ile bitirebileceğin bu ızdırabın sebebi ne ki? Anlıyorum sebeplerini. Uzun uzun anlatmıştın zaten. Bir daha anlatırsan seneye bugün "Gangsta's Paradise"da olabilirim.
Yani demem o ki geçen seneki doğum günüm çok daha güzeldi. Keşke geri dönüp sil baştan bu yılı yaşayabilsem.
Yorumlar
Yorum Gönder