Kayıtlar

Mayıs, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

DERİN İŞLER 1- Eğer yazanlar kafanıza yatarsa bir doktora görünün.

     1- Çarşamba akşamları her üç insandan ikisi yalnızlık çeker. Durum perşembeleri de çok farklı değildir aslında. Hele o cumalar, cumartesiler bilhassa pazarlar yok mu: göstergeler her üç insandan iki buçuğuna kadar çıkabilen yalnızlık prevalansını gözler önüne sererler. Buçuk nasıl oluyor demeyin, zira bazı insanlar yarımdır, eksiktir, olmamıştır. E doğal olarak sosyal hayvan diye nitelendirdiğimiz Adem'in yetim ordusu kendine ızdırabından kaçmak için yollar arar. Bunlardan bazıları apaçık kendini kandırma yolakları iken kimisi -hele yalnızımız az buçuk entelektüel biriyse- çok daha zarif ve şeffaf, neredeyse görünmez biçimlerde tezahür edebilirler. Bugün bu gizli yalnızlık kaçıntısı biçimlerinden biri olduğundan şüphe ettiğim bir yöntemden bahsedeceğim.    Yalnız susuz ve biraz hasta                                                   ...

ABUKLAMA 2- Bu serinin amacı ne yazık ki hala sizi güldürmek değil.

     2- Günün şarkısı ‘’Mor Pembe’’. Yine bir Cem Karaca şarkısı. Açıkçası bu parçaya dair çok karmaşık ve içinden çıkması güç duygular içindeyim. Zira korkarım ki şarkının isminde geçen pembe hangi pembe emin olmamakla beraber morun ‘’Kürt moru’’ olduğu yönünde şüphelerimi destekleyen ciddi delillerim var. Hani şu Urfalı ‘’bizim ablalar’’ın yazmalarındaki mor var ya, o mordan bahsediyorum. Elbette mor renk kıyafetleri sadece Kürtler giymiyor, hatta şu an bizzat benim üzerimdeki t-shirt de mor fakat benim t-shirtimin moru o mordan değil. Benim giydiğim mor daha ziyade Romalı asilzadelerin togalarını süsleyen aristokrat moruna benziyor. Evet, doğru duydunuz: ben aynı zamanda bir aristokratım. Melankolik takılmamdan ayıkmadıysanız tekrar belirtmek istedim. Sonuçta sabah 4’te ekmek hamuru yoğurmaya fırına giden bir adamın melankolik olmaya zamanı yoktur. Melankoli bir aristokrat eğlencesidir.      Bugün için aslında anlatılabilecek çok şeyim olmamalıydı. Büt...

ABUKLAMA 1- Bu serinin amacı gülmeyeceğiniz komik yazılar sunmaktır.

     1- Kulağımda eski zamanlardan bir parça tınlıyor: Adı Emrah. Bir Cem Karaca eseri. Fakat bu yazının konusu şarkının kendinde hiç geçmeyen, ama yine de şarkıya ismini veren Emrah değil. Benzeri bir biçimde, bu yazının konusunun sırf iki kaşından birini y=1/x grafiğine aşırı benzetebildiği ve aynı anda hem öksüz hem yetim hem zavallı hem de dünyanın en kötü insanlarının içine düşmüş inanılmaz müşkül durumların bedbahtı rolleriyle Anadolu stili vicdan mastürbasyonunun geç mimarlarından olduğu için köşe olan Küçük Emrah'la da bir alakası yok. Fakat keşke olsaydı, zira yazarken fark ettim fakat aslında baya baya büyük iş başarmış bu Emrah. Neyse, zaten bu ikisi dışında başka Emrah da tanımıyorum. Dolayısıyla ve özetle bu yazının HERHANGİ bir Emrah'la ya da genel olarak Emrah'lık müessesesiyle herhangi bir alakası bulunmamaktadır. Gerçek Emrah'larla benzerlikler sadece ve sadece rastlantıdır, ya da sizin bol Emrah içerikli sanrılarınız vardır.     O halde şu anda...