Kayıtlar

Ocak, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Viyana-Budapeşte Yolunda:

Havari Aynadan yansıyan siluetini izliyorum Ve yeni bir deneyim değil bunlar Çok çıplak beden gördüm ben: Plastikten, mermerden, kömürden Görünüşlerini değilse de hissiyatlarını unuttuğum Oyuklar, oluklar, umutlar. Ben bu soğuk yatakta da ilk kez yatmıyorum Üzerinde tepinip hor kullandığım için Altımdan kayıp giden çarşafı ilk kez -Parmaklarımdan kayıp giden zaman gibi- Yerlerden toplamaya çalışmıyorum Ben hayatta hiçbir şeyi ilk kez yapmıyorum Bir heves, yağmurlu havalarda ıslanmış gri beton Ağır çekiyor darasını alsan da yaşamanın Uzaya saçsan sanki bütün yaprakları yeryüzündeki İşte öyle bir şey insan olmak Zaten kim ki insan: Bazıları çıplak, çoğunlukla plastik Ve içeride kurumuş gül fidesi.

ABUKLAMA 11- ?

      11- Kimsenin umursamadığı, hiçbir şehrin imkansız beldesinde; nüfusu üç domuzcuk ve babamın saçları gibi tek tük çimenlerden ibaret garabet bir köy varmış. Bu köyde gökyüzü gündüzleri mor, geceleri sarı görünürmüş. Yıldızlar ise siyahlarmış ve bu yüzden (domuzcuklardan biri yıldız falı bakabiliyor) onlara bakılarak öngörülen her kehanet lanetlenmeyle sonuçlanmak zorundaymış. Köyün güneybatı istikametinde dibini asla göremeyeceğiniz şekilde çamurlu fakat hudutlarını ancak ufkun çizebildiği bir gölet; kuzey istikametinde de çok uzaktan baksanız küp şekere benzetebileceğiniz, sanki Tanrı'nın eliyle yerleştirdiği bir dağ varmış. Bu dağın hangi madenden oluştuğunu bugün için kimse bilmiyor, zaten anlatacağım hikaye de fi tarihinde geçiyor ve çoktan unutulmuş. Fakat Tanrı bir yere bir dağ koyarsa bunda her zaman bir keramet vardır sayın okuyucu. Lütfen unutmayın.     Yıldızlar bizim üç küçük domuzcuğa kışın yaklaştığını fısıldamışlar. Yakında Şekerdağı'nın arkas...