ABUKLAMA 10- Çok beklenen yeni yıl mesajı.
10- Çok beklenmeyen yeni yıl mesajı: Maalesef Yeni Rakı yeni bir yaşama açılan kapıyı aralamaya çoğunlukla yetmiyor. Blog yazmak da yetmiyor. Hatta inanır mısınız, bumbar yemek bile yaşamınızı kökten değiştirmeye gebe bir deneyim değil. Ya da ilk sefer haricinde değil. Sanırım kaşarlaşmak deyimi sadece ilişkiler için geçerli değil: Her şeyin kaşarı olabilirsiniz, bumbarın bile. Bu yazının yazılma amacı zahmet edip okuyan herkese esenlikler dilemek ve 2024'ten beklentilerimi açıklamak. Esenliğe dair bir emare görürseniz lütfen bana da bildirin.
2024 yılında bir işporta tezgahında ruhumu satılığa çıkarıyorum. Var mı alan! Şefkatli yanım soğanın cücüğü gibidir, dış tabakaları tuzlamadan yiyemezsiniz. Bilgisayarın başına otururken bu sefer ciddi bir şeyler yazacağım demiştim. Pek de iyi gitmiyorum. Neyse. Satılık Bora var. Sokak sokak gezdireceğim o Bora'yı; yağmur, çamur, tipi, asteroid falan hiç fark etmez tezgahımı sokabildiğim her yerde bağıra çağıra satmaya çalışacağım: "Gel vatandaş gel, depo arkası +9 boş adam var." Ellemeden seçin, ya da nereye elleyeceğinizi iyi seçin. Baştan söyleyeyim ciğerim pek para etmez, alana Allah sabır versin. Bu bütün ciğerlerim için geçerli. Akciğer kanseri ve siroz arasındaki çekişmeli mücadele şu an akciğer lehine ilerliyor - yani kanser lehine ve benim aleyhime- fakat sonuçta ikisi de nanay.
Bu sene korkmadan yaşamak istiyorum, yaşamaktan korkmamak istiyorum. Bir Japon nezaketiyle geçti geçtiğim yıllar. Kimseye ama kimseye zarar vermek için bir şey yapmadım. Çocukça kaprislerimin olduğu olmuştur tabi ki hala üstünde çalışıyorum ama kimseye bile isteye zarar vermedim. Kimseye zarar vermemek ve kimseden zarar görmemek için kendimi hep tecrit ettim. Uzak ve soğuk ve yüksek fildişi kulemden aşağıdaki kalabalığa karışmamak için hep tükürdüm. Artık insanların arasına karışıp da kendimi bozmamak nedir onu bilmek istiyorum. Böylece ilan ediyorum, sahici bir Bora deneyimi yalnızca 50 liraya sizin olabilir, üstelik sokağınıza kadar da sürüye sürüye bizzat getiriyoruz. Yok satacağına eminim. Bol bol satılacağına da.
Bu saçma salak şehir sloganları vardır: "Siyah havucun başkenti bilmem nere" falan gibi sloganlar. Ben de kendi ruhumun başkentiyim böylece. Üstelik siyah havuçtan daha önemli olduğum kanaatindeyim. Üstelik yalandan da olsa artık kendi ruhumun dışarıdan algılanışı hakkında bir kanım var. Ben evcilleşmeyecek bir ruh ihtiva ettiğimi düşünüyorum ve öyle biri olmayı da istiyorum. Beni 50 liraya alabilirsiniz, ama zorla evde tutamazsınız. Yine ve hep bildiğimi okuyacağım, özgürlüğümün getirdiği sorumluluktan da kaçmayacağım. Daha fazla ben, dünyaya karışan bir ben, hayata dokunan bir ben, birilerinin hayatında değil de yeryüzünde yaşayan bir ben. Yol üstünde bir durak, parmaklarınızdan kayıp giden bir meltem olarak.
Yorumlar
Yorum Gönder